
İran ekonomisine on yıllardır uygulanan ambargo, çürümüş molla kapitalizmi ve rejimin ABD ve İsrail ile savaşma kapasitesi için yaptığı askeri harcamalarla İranlı emekçilerin hayatı dayanılmaz hale geldi. Yıllar içinde defalarca kez isyan eden mücadeleci İran emekçileri, kadınları ve gençleri ülke çapına yayılan protestolarla bir kez daha “Kahrolsun Hamaney” diyerek sokaklara döküldü. Rejim giderek sertleşirken sokaktan her geçen saat daha korkunç haberler geliyor, İran halkı internet kesildiği için iletişim olanaklarından da yoksun.
ABD emperyalizmi Trump önderliğinde haydutlukta eşik atlarken 2026 yılında Venezuela’dan sonra sırada İran’ın olduğu herkes tarafından biliniyor. ABD ve İsrail haydutluğu geçtiğimiz haziranda İran halkının çürümüş molla kapitalist baskı aygıtına karşı meşru mücadelesini kullanarak rejimi düşürmek istemişti. Bu kez aynı hedefle yeniden devreye girmiş durumdalar. Trump ahmaklığı daha geçen hafta bir ülkenin bağımsızlığını yok sayarak devlet başkanını kaçırmamış ve Küba, Kolombiya, Meksika ve Grönland’a tehditler savurmamış gibi hala demokrasi mavalı okuyor. Trump çalıyor AB’li emperyalist ortakları da söylüyor.
Irak savaşından bu yana bölgede rejim değişiklikleri için her türlü kanlı senaryoyu devreye sokan, vekalet savaşları yürüten ABD-NATO emperyalizminin Suriye’den sonra İran’ı hedeflediği bir gerçek. Bunu yıllardır kullanarak her türlü hak ve özgürlük arayışını boğan molla rejimi ve emperyalizm, İran halkının ortak düşmanı olarak bölgeyi yaşanmaz hale getiriyor; etnik, mezhepçi her türlü bölünmeyi kışkırtarak bölge çapında potansiyelleri yüksek olan emekçi radikalizmini sürekli olarak baskılıyor.
İran rejimi diğer protesto hareketlerinden farklı olarak ülkenin en yoksul kitlelerinin ve kendi tabanının uyanışı ile karşı karşıya. İran halkı ise bir yandan rejimin sokaklarda infazı bir yanda örgütsüzlük bir yandan da emperyalizmin manipülasyonu ve sahadaki varlığı arasında sıkışmış durumda. Aslında İran’da hiçbir örgütsel varlığı bulunmayan ABD ve İsrail uşağı Pehlevi’nin sloganlarda öne çıkıyor olması halkın yaşadığı ağır alternatifsizlikten kaynaklanıyor. Baskı, işsizlik ve geleceksizlik içindeki gençlik içinde özellikle bu eğilimin öne çıkması dikkati çekiyor. İran’da köklü bir tarihe ve antikapitalist bir antiemperyalist anlayışa sahip devrimciler ve sol güçler Molla rejimi altında nefes dahi alamazken bu boşluktan emperyalistler faydalanıyor; rejim, ülkeyi bu yolla emperyalist saldırganlığa ve manipülasyona açık hale getiriyor. Fars milliyetçisi Şah’ın öne çıkması, tarihsel olarak Fars milliyetçiliğinin ezdiği başta Azeri ve Kürt halkı olmak üzere farklı etnik grupların tepkisini açığa çıkarırken ülkenin uzun erimli bir belirsizliğe sürüklenmesi ihtimal dışı bir senaryo değil.
İran halkının molla rejimi karşısındaki isyanı elbette meşrudur fakat öncüsü ve programı olmayan her kendiliğinde sokak isyanı tarihin defaatle gösterdiği gibi emperyalistler tarafından manipüle edilmeye de açıktır. Ne yazık ki 1979’dan beri onca bedel ödenerek verilen mücadelelerin karşılığı olarak molla rejimine karşı verilen mücadelede emekçilerin, ezilenlerin bir eşitlikçi öncüsü açığa çıkmamıştır. Kitlelerin 1979’da devirdiği şah veliahtı bugün molla rejiminin alternatifi olarak parlatılmakta ve ne yazık ki İran’daki protesto dalgasında bu kez hiç olmadığı kadar ön plana çıkmaktadır.
Şah rejimi ve Pehlevi hanedanlığı İran’da her daim emperyalizmin yardakçısı olmuş, gençleri, kadınları, emekçileri baskı altına alarak İran’ın kaynaklarını emperyalistlere peşkeş çekmiştir. 1979 sonrası molla rejiminin baskı aygıtı Besic milisleri halka kan kusturmuş kitlelerde büyük nefret toplamıştır. Ama unutulmamalıdır ki şahlık döneminde de istihbarat örgütü SAVAK eliyle onlarca infaz ve katliam gerçekleştirilmiştir. Bugün emperyalist merkezlerden yayılan, liberal ahmakların da pohpohladığı şah işte budur. Bugün de yıllardır ABD’de yaşayan son şahın veliahtı Rıza Pehlevi son iki yılda Ortadoğu’yu yeniden dizayn ederek sürekli katliam yaratan ABD-İsrail barbarlığının kuklası olacaktır. Ortadoğu haklarının bu ikiliden hiçbir beklentisi olamaz.
İranlı kadınların, emekçilerin ve ezilen halkların isyanı elbette ki basitçe işbirlikçi olarak yaftalanamaz. Fakat emperyalizmin ülke içindeki ajan faaliyetleri ile birlikte kitlelerin değişim isteğinin adresi olmayan çaresizliğini de kullanarak şahı öne çıkardığı açıktır.
İran halkının, İran’ın geleceğinde belirleyici olabilmesi ancak emekçi halkın örgütlü komitelerinin disiplinli mücadelesi ve grevde olan -başta petrol ve maden- işçilerinin sokaktaki kitlelere genel grev ilan ederek önderlik etmesiyle mümkün olabilir. Emekçilerin ülkenin başta petrol olmak üzere tüm zenginliğine, mollaların ve kapitalistlerin mülkiyetine el koyması yoluyla yeni kurucu gücü olması dışında İran için ilerici bir seçenek yoktur. İran’ın özgürlük ve adalet talebinin tek yolu İran’da sosyalist devrimci bir programın öne çıkmasıdır.
Bu noktada biz sosyalistlerin tavrı net olmak zorundadır:
- ABD-AB emperyalist müdahaleleriyle gerçekleşecek bir değişimle özgürleşen hiçbir halk yoktur. Aksine yıkım, katliam ve barbarlık Afganistan, Irak ve Suriye’de defalarca kez karşımıza çıkmıştır. Emperyalist müdahaleye HAYIR!
- İranlı devrimcilerin çok iyi bildiği Şahçı gericilik molla rejiminin alternatifi olamaz.
- Molla rejimi karşısında tek gerçek alternatif ve çözüm devrimci bir öncünün inşa edilmesinden geçiyor.
- Emperyalist barbarlığa ve diktatörlüklere karşı sosyalist Ortadoğu perspektifini yükseltmek dışında bir alternatifimiz yoktur.
English:
SEP STATEMENT:
THE ONLY SOLUTION IN IRAN AND THE MIDDLE EAST IS TO BUILD A SOCIALIST VANGUARD!
The embargo imposed on Iran’s economy for decades, the rotten mullah capitalism, and the regime’s massive military expenditures aimed at sustaining its capacity to wage war with the United States and Israel have made life unbearable for Iranian workers. Iranian workers, women, and youth, who have risen up repeatedly over the years, have once again taken to the streets across the country, chanting “Down with Khamenei.” As the regime grows increasingly brutal, ever more horrific news arrives from the streets by the hour, and the Iranian people are deprived even of basic means of communication due to internet shutdowns.
As US imperialism under Trump crosses new thresholds of gangsterism, it is common knowledge that after Venezuela, Iran is next on the list in 2026. Last June, US and Israeli thuggery sought to overthrow the regime by exploiting the Iranian people’s legitimate struggle against the rotten mullah capitalist apparatus of repression. Today, they have been activated once again with the same objective. Trump continues to preach hollow sermons about democracy as if he had not, just last week, disregarded a country’s sovereignty by abducting a head of state and issuing threats against Cuba, Colombia, Mexico, and Greenland. Trump leads the tune, and his EU imperialist partners sing along.
It is a fact that US NATO imperialism, which has, since the Iraq war, deployed every bloody scenario imaginable to impose regime change in the region and has waged proxy wars, has set its sights on Iran after Syria. For years, both the mullah regime and imperialism have used this reality to suffocate every demand for rights and freedoms, turning the region into a living hell as common enemies of the Iranian people. By inciting all forms of ethnic and sectarian division, they continuously suppress the high potential for working class radicalism across the region.
Unlike previous protest movements, the Iranian regime is now confronted with an awakening among the poorest layers of society and even among its own social base. The Iranian people, meanwhile, are trapped between street executions by the regime, organizational weakness, and imperialist manipulation and presence on the ground. The prominence of slogans supporting Pahlavi, a US and Israeli lackey with no organizational presence whatsoever inside Iran, stems from the severe lack of alternatives faced by the people. This tendency is obvious among youth crushed by repression, unemployment, and a lack of future. While revolutionaries and left forces with deep historical roots and an anticapitalist and anti-imperialist tradition cannot even breathe under the mullah regime, imperialists exploit this vacuum. The regime, through this mechanism, renders the country vulnerable to imperialist aggression and manipulation. The reemergence of the Persian nationalist Shah fuels reactions among different ethnic groups, especially the Azeri and Kurdish peoples, who have historically been oppressed by Persian nationalism, and the prospect of Iran being dragged into long-term instability is by no means far-fetched.
The Iranian people’s uprising against the mullah regime is, of course, legitimate. However, as history has repeatedly shown, any spontaneous street revolt without leadership and a program is also open to imperialist manipulation. Unfortunately, despite the immense sacrifices made since 1979, the struggle against the mullah regime has not produced an egalitarian vanguard of workers and the oppressed. Today, the heir of the Shah overthrown by the masses in 1979 is being promoted as an alternative to the mullah regime, and regrettably has come to the fore in the current wave of protests more than ever before.
The Shah regime and the Pahlavi dynasty have always been servants of imperialism in Iran, oppressing youth, women, and workers while handing over Iran’s resources to imperialist powers. After 1979, the mullah regime’s repressive apparatus, the Basij militias, inflicted immense suffering on the people and generated deep hatred. But it must not be forgotten that during the Shah’s rule, dozens of executions and massacres were carried out by the intelligence service SAVAK. This is the Shah now being broadcast from imperialist centers and applauded by liberal fools. Today, Reza Pahlavi, the heir of the last Shah who has lived in the United States for years, will serve as a puppet of the US-Israel barbarism that has, over the past two years, continuously produced massacres while redesigning the Middle East. The oppressed and exploited peoples of the Middle East can have no expectations from these reactionary forces.
The uprising of Iranian women, workers, and oppressed peoples cannot simply be labeled as collaborationist. Yet it is clear that imperialism, together with its agent activities inside the country, exploits the desperation created by the masses’ desire for change that lacks a clear address, and pushes the Shah to the forefront.
The Iranian people can only become decisive in shaping Iran’s future through the disciplined struggle of organized committees of the working people, and through the workers on strike, especially in the oil and mining sectors, leading the masses in the streets by declaring a general strike. There is no progressive option for Iran other than the working people becoming a new constituent power by expropriating all of the country’s wealth, above all oil, from the mullahs and capitalists. The only path to freedom and justice in Iran is the emergence of a socialist revolutionary program.
At this point, the position of socialists must be clear:
- No people have ever achieved liberation through the change brought about by US EU imperialist interventions. On the contrary, destruction, massacres, and barbarism have appeared repeatedly in Afghanistan, Iraq, and Syria. No to imperialist intervention.
- The reactionary Shahist current, well known to Iranian revolutionaries, cannot be an alternative to the mullah regime.
- The only real alternative and solution to the mullah regime lies in building a revolutionary vanguard.
There is no alternative other than advancing the perspective of a socialist Middle East against imperialist barbarism and dictatorships.
