
Soykırımcı ve pedofili ittifakı ABD ile İsrail, İran’da rejim değişikliği hedefiyle başlattığı geniş kapsamlı saldırılarla Ortadoğu’da son karşıt rejimi de düşürerek yeniden dizayn sürecini tamamlamak istiyor. Bu saldırılarda Molla rejiminin üst düzey yöneticilerinin yanı sıra, aralarında küçük kız çocuklarının da bulunduğu yüzlerce sivil daha şimdiden katledilmiştir. Emperyalizmin savaş aygıtlarından biri olan lağım çukuru medya tekelleri İran’daki molla rejimini bahane göstererek dünya çapında manipülasyon yapıyor. Küçücük çocukları öldürmekten dahi ufacık çekince duymayan bu barbarlar, Epstein adasında yüzlerce kadını köleleştiren bu caniler mi İran emekçilerine, kadınlarına ve ezilen halklarına özgürlük taşıyacak? Sosyalist Emekçiler Partisi olarak; emperyalizmin ve siyonizmin İran’a yönelik bu son saldırısına karşı tavrımız nettir: Ortadoğu’da ve tüm dünyada insanca bir gelecek için ABD ve İsrail terör devletlerinin yenilgisi şarttır. Dünya emekçilerini, gençliğini ve ezilenlerini bu emperyalist haydutluğa karşı anti-emperyalist mücadelenin en ön safına çağırıyoruz!
ABD ve bu baş hayduttan beslenen siyonist İsrail rejimi, Ortadoğu’da kendilerine direnen tüm güçlere karşı imha politikasını acımasızca sürdürmektedir. ABD-İsrail-NATO ittifakı; Filistin, Lübnan ve Suriye halklarını büyük katliamlarla yüz yüze bırakmış, Suriye’de yıllardır planlanan emperyalist rejim değişikliği hamlesini gerçekleştirmiştir. Yemen, Lübnan ve Gazze’de süren yıkıma şimdi de İran savaşı eklenmiştir. Bu kanlı ittifakın saldırganlığı durmayacak; yeni işgaller bölgeyi yangın yerine çevirecektir. Dünya halkları ve sınıf bilinçli emekçiler, bu sürekli savaş ve katliam makinesine dur demek zorundadır!
İran’a düzenlenen saldırılar sözde “nükleer silah tehdidi” yalanına dayandırılmaktadır. Oysa gerçek şudur: Kendisi yüzlerce nükleer başlığa sahip olan ve bunları hiçbir denetime açmayan bir güç, hangi ahlaki ya da hukuki gerekçeyle başka bir ülkeyi bombalayabilir? Bu saldırganlığın ardındaki asıl niyet; İran’ın petrol ve doğalgaz kaynaklarına el koymak, anti-siyonist direnişi kırmak ve bölgeyi emperyalist yağmaya açmaktır! İran’a; Afganistan, Suriye, Libya ve Irak’ın kaderini yaşatmak istiyorlar.
İran’daki molla kapitalist rejiminin niteliği kafaları karıştırmamalıdır. Emperyalist müdahalenin tek sonucu kan, yıkım ve halkların kıyımıdır. ABD ve İsrail bu savaştan kazançlı çıktığında, bir sonraki hedef Küba olacak ve mazlum halklara kan kusturmak için kendilerini daha güçlü hissedeceklerdir. Trump’ın iktidara gelmesiyle cesaret bulan otoriter liderler, bu saldırganlığı kendi ülkelerindeki emekçilere ve muhalefete karşı daha baskıcı uygulamalar dayatmak için bir fırsat olarak kullanacaktır. Türkiye’deki AKP iktidarı da bu süreçten nemalananlar arasındadır. Dillerine doladıkları “özgürlük ve demokrasi” yalanlarına bakmayın; onların, ABD ve İsrail emirlerini yerine getiren Ortadoğu diktatörleriyle hiçbir sorunu yoktur. Türkiye NATO üyesi olarak Kürecik ve İncirlik üslerinden ABD ve İsrail’in politikalarına tarafsızlık adı altında yamanmakta, Gazze’deki soykırımın başından beri İsrail ile artan ticaret hacmiyle siyonist teröre göz yummaktan da öte destek olmaktadır. Siyasal İslamcı ikiyüzlülük bir kez daha açıkça görülmektedir. İran’da gelecek göçmen dalgası için de Avrupa emperyalizmiyle pazarlıklar başlatılmıştır.
Emperyalizm, hiçbir ülkeye özgürlük getirmez! 2001’de Afganistan, 2003’te Irak, 2011’de Libya ve Suriye operasyonlarının bilançosu; etnik ve dinsel boğazlaşma, kadınlar için cehennem ve halklar için enkaz olmuştur. İran’da değişim ancak ve ancak halkın kendi dinamikleriyle gerçekleşebilir; emperyalist yağma savaşları asla demokrasi ve özgürlük getirmemiştir.
Bugün dünya kapitalizmi derin ve yapısal bir kriz içindedir. ABD hegemonyasının sarsılması, emperyalist blokları daha saldırgan hale getirmektedir. Kapitalistler krizden çıkışı silahlanma yarışında, savaş ekonomisinde ve bölgesel yıkımlarda aramaktadır. Trump, Netanyahu ve benzeri aşırı sağ liderler bu çürümüş düzenin sembolleridir. Kapitalist barbarlık, kendi krizini aşmak için milyonlarca insanı ateşe atmaktan çekinmeyecektir.
Tam da bu nedenle görevimiz açıktır: Emperyalist barbarlığın yenilgisi için mücadeleyi yükseltmek. Ancak bu mücadele yalnızca savunma hattında kalamaz. Ortadoğu’yu emperyalist müdahalelerden, siyonist saldırganlıktan ve yerli gerici rejimlerden kurtaracak tek gerçek alternatif, işçi sınıfının enternasyonalist birliği ve sosyalist devrim yani Sosyalist Ortadoğu perspektifidir.
Ya emperyalist savaşlar sürecek, ya da dünya işçi sınıfı ve gençliği kendi tarihsel rolünü oynayarak barbarlığa son verecektir. Emperyalist barbarlık yükseldikçe merkezlerinden sistem karşıtı sola kayışlar da gerçekleşmektedir. Zor olanı başarmak ve geleceğimiz için Türkiye’de ve dünyada antiemperyalist, antikapitalist örgütlü sınıf mücadelesini yükseltmek zorundayız.
- Kürecik Radar Üssü derhal kapatılmalı, İsrail’e koruma kalkanı işlevi gören bu tesis sökülüp atılmalıdır.
- Konya 3’üncü Ana Jet Üssü, ABD ve NATO’nun kullanımına kapatılmalıdır.
- ABD ve NATO ile yapılan tüm askeri işbirliği ve üs anlaşmaları feshedilmelidir.
- NATO üyeliği dahil olmak üzere emperyalist askeri ittifaklara son verilmelidir.
Kahrolsun Emperyalist Savaş ve Siyonist Saldırganlık!
Emperyalizme karşı Sınıf Savaşı!
Yaşasın Enternasyonal Dayanışma!
Ya Sürekli Devrim Ya Sürekli Katliam!
